13 Ekim 2016 Perşembe

Hareket Öğrenmenin Anahtarı

Hareket Öğrenmenin Anahtarı; bunu ilk fark ettiğimde ilköğretim 3. Sınıf öğrencisiydim. Öğretmenimin hareketi merkeze koyduğu öğretim planlamaları kinestetik zekamı adeta coşturuyordu. Okul o yıl benim için bir cenneti ve hepimiz o yıl okulu çok sevmiş, aktarılan bilgileri çok iyi öğrenmiştik...üzerinden kırk yıl geçti ama öğrendiklerim hala aklımda.

Hareket Öğrenmenin Anahtarı; garip bir biçimde on beş yıl sonra ben de ilköğretim 3. Sınıf öğretmeni olduğumda, yaşadığım bu deneyimi hatırlayıp kendimi sınıf rutininde boğulmaktan kurtarmak için dans ve hareketi kullandım. Kelimeleri
bedeni farklı şekiller vererek hecelemek, noktalama işaretlerinin formuna girmek ve cümlelerin hissettirdiklerinin beden ile dışa vurmak, çarpma işlemini 3’lü ve 4’lü hareket setleri ile öğrenmek, ay ve güneş tutulması arasındaki farkı gezegenlerin dansı üzerinden keşfetmek, Oregon’a gidiş yolunun koreografisini yapmak sınıftaki herkesi eşit kıldı. Üstün zekalı çocuklar öğrenmek için yeni ve eğlenceli bir yol tanışırlarken; daha yavaş öğrenen öğrenciler etkinliğe hızlıca uyum sağlayıp başarılı oldular, anadilleri İngilizce olmayan öğrenciler de bu yeni sözsüz yaklaşım üzerinden konuları anlayabildiler. Uzun bir okul gününü sıkıcı bir şekilde yaşamak yerine hepimiz bir sonraki hareket deneyimimizi hevesle bekler olduk. Ders takip oranı arttı, sınav notları büyük ölçüde yükseldi, ırksal gerginlikler yok olup yerini kahkahaya bıraktı. Hepimiz 3. Sınıf ders programı doğrultusunda dans eden, eşit arkadaşlar haline geldik, bu süreçte birbirimize eşlik etmeyi de öğrenerek.

Hareket Öğrenmenin Anahtarı; buna çok inandım ve ispatlamak için bir araştırma projesine adadım kendimi. Tabi ki pek çok bilim adamı ve pedagog hareketin faydalarından daha önce çalışmalarında bahsetmişti. Aklıma ilk gelen isimler Jean Piaget, Gleen Doman, Rudolph Laban ve Maria Diomand.
İllinois’teki 3. Sınıf öğretmenliği deneyimimden beş yıl sonra Washington Üniversitesi’nde eğitmenleri eğitiyordum ve federal eyaletten Seattle’de bulunan devlet okullarında bu alanda araştırma yürütmek için bir ödenek almıştım.
1977 yılında dört farklı ilköğretim okulundan 250 öğrenci yirmi hafta boyunca dil bilgisi kavramlarını dans ve hareket aktiviteleri ile birlikte çalıştı. Araştırmaya katılan 3. Sınıf öğrencilerinin %13’ü sonbahardan ilkbahara matematik notlarını yükseltti; araştırmaya katılmayan öğrencilerin genelinde notlar %2 oranında düşerken. İlköğretim 1. Sınıf öğrencileri de büyük oranda ilerleme gösterdiler. Bu araştırmanın en önemli tarafı sınıfta kullanılan hareket oranı ile sınav başarısı arasındaki direkt ilişkiyi göstermesi oldu. Dil eğitiminde haftada 15 dakika kullanılan hareket yine sınav notlarını yükseltti. Bunu üzerine İngilizce öğretmeni her gün 15 dakika hareketi derse entegre etmeye başladı.

Hareket Öğrenmenin Anahtarı; 3. Sınıf öğrencisi olmamdan kırk yıl sonra hala dans ve hareketi kullanarak her yaştan insana dersler veriyorum ve bu derslerde her gün küçük mucizeler görmeye devam ediyorum.
Uzun süre sakin bir şekilde oturamayan öğrencilerin beynine giden oksijen ve kan akışı yavaş olduğu için öğrenmeleri de yavaşlar. Dans ve hareketi sınıf ortamına getirmek sadece öğrenmeyi geliştirmeyecek aynı zamanda sınıf ortamını eğitim ve öğretim açısından daha sağlıklı ve mutlu bir alana dönüştürecektir.

Yazar: Anne Green Gilbert, Creative Dance Center Kurucu ve Yöneticisi


Fotograf: Lerna Babikyan, 2007-2008 eğitim yılında verdiğim İstanbul'daki yaratıcı dans derslerimden bir kare...