Hareket Öğrenmenin Anahtarı; bunu ilk
fark ettiğimde ilköğretim 3. Sınıf öğrencisiydim. Öğretmenimin hareketi merkeze
koyduğu öğretim planlamaları kinestetik zekamı adeta coşturuyordu. Okul o yıl
benim için bir cenneti ve hepimiz o yıl okulu çok sevmiş, aktarılan bilgileri
çok iyi öğrenmiştik...üzerinden kırk yıl geçti ama öğrendiklerim hala aklımda.
Hareket Öğrenmenin Anahtarı; garip bir
biçimde on beş yıl sonra ben de ilköğretim 3. Sınıf öğretmeni olduğumda, yaşadığım
bu deneyimi hatırlayıp kendimi sınıf rutininde boğulmaktan kurtarmak için dans
ve hareketi kullandım. Kelimeleri
bedeni
farklı şekiller vererek hecelemek, noktalama işaretlerinin formuna girmek ve
cümlelerin hissettirdiklerinin beden ile dışa vurmak, çarpma işlemini 3’lü ve
4’lü hareket setleri ile öğrenmek, ay ve güneş tutulması arasındaki farkı gezegenlerin
dansı üzerinden keşfetmek, Oregon’a gidiş yolunun koreografisini yapmak sınıftaki
herkesi eşit kıldı. Üstün zekalı çocuklar öğrenmek için yeni ve eğlenceli bir
yol tanışırlarken; daha yavaş öğrenen öğrenciler etkinliğe hızlıca uyum
sağlayıp başarılı oldular, anadilleri İngilizce olmayan öğrenciler de bu yeni
sözsüz yaklaşım üzerinden konuları anlayabildiler. Uzun bir okul gününü sıkıcı
bir şekilde yaşamak yerine hepimiz bir sonraki hareket deneyimimizi hevesle
bekler olduk. Ders takip oranı arttı, sınav notları büyük ölçüde yükseldi,
ırksal gerginlikler yok olup yerini kahkahaya bıraktı. Hepimiz 3. Sınıf ders
programı doğrultusunda dans eden, eşit arkadaşlar haline geldik, bu süreçte
birbirimize eşlik etmeyi de öğrenerek.
Hareket Öğrenmenin Anahtarı; buna çok
inandım ve ispatlamak için bir araştırma projesine adadım kendimi. Tabi ki pek
çok bilim adamı ve pedagog hareketin faydalarından daha önce çalışmalarında
bahsetmişti. Aklıma ilk gelen isimler Jean Piaget, Gleen Doman, Rudolph Laban
ve Maria Diomand.
İllinois’teki
3. Sınıf öğretmenliği deneyimimden beş yıl sonra Washington Üniversitesi’nde
eğitmenleri eğitiyordum ve federal eyaletten Seattle’de bulunan devlet
okullarında bu alanda araştırma yürütmek için bir ödenek almıştım.
1977
yılında dört farklı ilköğretim okulundan 250 öğrenci yirmi hafta boyunca dil
bilgisi kavramlarını dans ve hareket aktiviteleri ile birlikte çalıştı.
Araştırmaya katılan 3. Sınıf öğrencilerinin %13’ü sonbahardan ilkbahara
matematik notlarını yükseltti; araştırmaya katılmayan öğrencilerin genelinde
notlar %2 oranında düşerken. İlköğretim 1. Sınıf öğrencileri de büyük oranda
ilerleme gösterdiler. Bu araştırmanın en önemli tarafı sınıfta kullanılan
hareket oranı ile sınav başarısı arasındaki direkt ilişkiyi göstermesi oldu.
Dil eğitiminde haftada 15 dakika kullanılan hareket yine sınav notlarını
yükseltti. Bunu üzerine İngilizce öğretmeni her gün 15 dakika hareketi derse
entegre etmeye başladı.
Hareket Öğrenmenin Anahtarı; 3. Sınıf
öğrencisi olmamdan kırk yıl sonra hala dans ve hareketi kullanarak her yaştan
insana dersler veriyorum ve bu derslerde her gün küçük mucizeler görmeye devam
ediyorum.
Uzun
süre sakin bir şekilde oturamayan öğrencilerin beynine giden oksijen ve kan
akışı yavaş olduğu için öğrenmeleri de yavaşlar. Dans ve hareketi sınıf
ortamına getirmek sadece öğrenmeyi geliştirmeyecek aynı zamanda sınıf ortamını
eğitim ve öğretim açısından daha sağlıklı ve mutlu bir alana dönüştürecektir.
Yazar:
Anne Green Gilbert, Creative Dance Center Kurucu ve Yöneticisi
Fotograf: Lerna Babikyan, 2007-2008 eğitim yılında verdiğim İstanbul'daki yaratıcı dans derslerimden bir kare...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder